- Henüz kategori yok.
-
Söğüt Belediyesi Nisan Meclisi Önemli Kararları Halka …04.04.2026
-
Dumlupınar Faciasının 73. Yıl Dönümünde "Vatan Sağ Ols…04.04.2026
-
Özgür Özel'in Makam Aracı Tartışması: Uşak Belediyesi …04.04.2026
-
Adana'da 14. Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı Co…04.04.2026
-
Adıyaman Besni'de Güncel Vefat Duyuruları ve Taziye Bi…04.04.2026
-
Emeklilere Yönelik ÖTV'siz Araç Teklifi Meclis Gündemi…04.04.2026
-
Besni'de Resmi Ziyaretler ve Değişen Hava Koşulları Gü…04.04.2026
-
Kızılcık Şerbeti'nde Çarpıcı Gelişmeler: 132. Bölüm Fr…04.04.2026
-
Adıyaman'da 2026 Yatırım Hamlesi: Şehri Dönüştürecek B…04.04.2026
-
Ankara-Kızılcahamam Yolu'nda Dehşet Veren Kaza: Halk O…04.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#çelişki
Türkiye’de ‘aydın’ geçinenler ‘Doğu’ya doğru seyreden bir geminin güvertesinde ‘Batı’ yönünde koşturarak ‘Batılılaştıklarını’ sanırlar!
Türkiye Doğu’ya yol alan bir büyük gemi. Bu geminin içinde Batı’ya koşanlar var.” Ve biz de bunu “Batılılaşmak” sayıyoruz…
Tiyatro sevmiyorum ama sizin yaptığınız işi seviyorum diyenler var, küfür mü, iltifat mı belli değil, ama ülkemizde böyle bir şey var.
"Biz hayat boyu doğalgazla yaşamadık, bu millet çileye alışıktır!" diyen Erdoğan 1150 odalı saray'da yaşıyor.
Özgürlük ve düzen hiçbir zaman hiçbir yerde birlikte var olmamışlardır; hiçbir zaman ikisinden de vazgeçilemedi.
İnsanın kafasını karıştıran şey, hata yapma kriteri olarak genellikle çelişkiyi kullanmasıdır.
Gençlik kesinlikle yaşamın en iyi kısmı değildir. O halde gençlik bir zafer midir, yaşamın bir zaferi midir yoksa çelişik bir dönem, kafa karışıklığı dönemi olduğundan, belirsiz, daha ziyade dayanması güç bir dönem midir?
Yetmiyor yüreğim Yetmiyor gökyüzünü lekeleyen bir bulut olmaya, Yetmiyor yüreğim, Yetmiyor bir çiçeği anılarda bile soldurmaya, Ey çelişkiler yumağı, Artık yolun açık-mutluluğun yakın ola.
İnsanların saadet anlayışları da gariptir. Kitaplara bakarsınız, kendilerini dinlersiniz, insanoğlunun asıl vasfı akıldır. Onun sayesinde diğer hayvanlardan ayrılır. Beylik sözüyle hayata hükmeder. Fakat kendi hatalarına teker teker bakarsanız bu yapıcı unsurun zerre kadar müdahalesini göremezsiniz. Bütün telakkileri, hususi bağlanışları hep bu aklın varlığını yalanlar.
Bazen düşünüyorum, ne garip mahluklarız? Hepimiz ömrümüzün kısalığından şikayet ederiz; fakat gün denen şeyi bir an evvel ve farkına varmadan harcamak için neler yapmayız?
Dinler gerçek olsaydı; sayıları 20 bini aşan sektler (mezhepler) olmazdı!.. Bu dinlerin sahibi bir Tanrı olsaydı, sayıları 20 bini aşkın sektler olamayacağı gibi; imgetanrıların sayısı da kara karıncalar gibi 300 milyonu aşmazdı...
Başlangıçta bir Tanrı var deniyordu! Başlangıçta ve daha sonraları bir Tanrı gerçekten varolsaydı, var denilen bir Tanrı’nın yanı sıra 300 milyon tanrı türeyemezdi imgesel de olsa!..
Geçmişin tanrılarıyla günümüz tanrıları birbirini tutmadığı gibi, bu sayısız tanrılar insana da yabancı!. Bir diyorlar göğün bir ucunda, bir diyorlar her yerde!.. İnsan her şeyden önce sorucul bir yaratık. Yaralıya açılan bir yaratık. Yadsınacak tanrı olmayınca, tanrıtanımazlık yok olur!..