İnsanlar her zaman zihinsel hastalığı olan insanların acı çektiği fikrini satıyorlar.
- Henüz kategori yok.
-
Selçuk Geçer'den Altın, Dolar ve Küresel Ekonomiye Yön…14.06.2026
-
Türk Devletleri Arasında Kıbrıs Ekseni Kayması: Astana…14.06.2026
-
Aytek Şayan'dan Kısalar Festivali'ne Özel Bakış ve San…14.06.2026
-
Vergi Borçları İçin Yeni Düzenleme: Teminatsız Taksit …14.06.2026
-
Haziran 2026 Akaryakıt Fiyatlarında Son Durum: Beklent…14.06.2026
-
Aleyna Tilki, 10 Yıllık Müzik Yolculuğunu Doğa Temalı …14.06.2026
-
Bridget Moynahan ve Tom Brady, Oğulları Jack'in Lise M…14.06.2026
-
Ebru Gündeş'in Estetik Sonrası Paylaşımları ve Demet A…14.06.2026
-
2026 FIFA Dünya Kupası'nın Genişleyen Kadrosu: Yeni Fo…14.06.2026
-
2026 Babalar Günü Ne Zaman? Kökeni ve Kutlama Detayları14.06.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#acı
Yardıma çağırdığım şey acılardır. Çünkü onlar dosttur ve iyi öğütler verirler.
İnsan duygusal belleğinde kayda geçmiş “anı”ları tekrar tekrar hatırlayarak acı çeker. Bu yüzden de geçmişte yaşar. Geçmiş ve Gelecekte yaşayan kişi de an’a dikkatini veremez. An’da kendisini, “şimdi ve burada” yaşayamaz. Farkındalık ışığını an’a yöneltemeyen kişi, bir an sonra geçmiş olacak anların karanlığında kalmaya kendisini mahkûm eder. İşte bu karanlık, cehaleti, bencilliği, bağımlılığı doğurur. An’da tüm farkındalığımızla dolu dolu yaşadığımızda hiçbir eksiklik kalmayacağı için bir an sonra “geçmiş” olacak bu an, eksikliği tamamlamak için bizi kendisine geçmişe doğru çekmez. Ve biz yeni bir An’ı deneyimlemek üzere tümüyle özgür oluruz.
Doğa, insanoğlunu iki egemen efendinin buyruğu altına sokmuştur: acının ve zevkin. Ne yapmamız gerektiği hakkında tek söz sahibi bu ikisidir.
Yetişkin bir at ya da köpek, ussal kapasitesi ve iletişim yetileri bakımından, bir günlük, bir haftalık, hatta bir aylık bir bebekle kıyaslanamayacak kadar gelişmiştir. Kaldı ki öyle olmadığını farz edelim, bunun ne önemi olurdu? Asıl soru, ‘akıl yürütebiliyorlar mı’ ya da ‘konuşabiliyorlar mı’ değil, “acı çekebiliyorlar mı’ sorusudur.
Mutsuzluk, şüphesiz çok büyük bir öğretmendir, fakat bu öğretmen; derslerini pahalıya ödetir ve faydası da parasına değmez.
En mutlu kişi en az acı çekendir; en zavallı kişi ise en az mutluluk hissedendir.
Ve sonsuza kadar hoşçakal! Sonsuza dek! Ah, efendim, insan severken bu zalim sözün kulağa ne kadar korkunç geldiğini hayal edebiliyor musunuz?
Yeryüzünde unutulmayan tek acı para kaybıdır; öteki acılar zamanla yatışırken bu acı giderek artar.
Benim ne acılar çektiğimi kimse bilemez. Ama bu hep böyledir. yanıp yakılmayana kimse acımaz.
Hasta bir bedenin içinde gizlenmiş akılsal acıları ve neşeyi anlayabilirsiniz; yüz her ikisini de yansıtır.
İki yolu var acı çekmemenin: Birincisi pek çok kişiye kolay gelir: Cehennemi kabullenmek ve onu görmeyecek kadar onunla bütünleşmek. İkinci yol riskli: Sürekli bir dikkat ve eğitim istiyor; cehennem ortasında cehennem olmayan kim ve ne var, onu aramak ve bulduğunda tanımayı bilmek, onu yaşatmak, ona fırsat vermek.