Sinagogların yakıldığı, Yahudilerin terörize edildiği, mezarlıklarına küfredildiği özgürlük, eşitlik ve kardeşlik ülkesi Fransa'dan utanıyorum.
- Henüz kategori yok.
-
Ortadoğu'daki İran Savaşı ABD'nin Küresel Dengesini ve…02.04.2026
-
Kapadokya Tanıtım Serisinde Yeni Dönem: Go Türkiye, Ün…02.04.2026
-
Hapoel Tel Aviv'e EuroLeague'den Ağır Ceza: Playoff Ya…02.04.2026
-
Bitcoin Piyasasında Karışık Sinyaller: Yükseliş Umutla…02.04.2026
-
Ramazan Tetik'in Vefatı Derin Üzüntü Yarattı: Sanat Dü…01.04.2026
-
Marmaray'da Katener Arızası: Seferler Tek Hattan Yapıl…01.04.2026
-
Erzincan'da Yüzeye Yakın 2.8 Büyüklüğünde Deprem: Can …01.04.2026
-
Kandilli Rasathanesi'nin 115 Yıllık İklim Hafızası Yap…01.04.2026
-
1 Nisan 2026 Akaryakıt Zamları: Motorin Fiyatları Yüks…01.04.2026
-
İstanbul'da Eyüpsultan Merkezli Hafif Deprem: Kandilli…01.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Oriana Fallaci
Hollanda, Almanya ve Belçika gençliğinin kefiyeyi tıpkı Mussolini'nin avangardistlerinin faşist amblemi gibi taşımalarından utanç duyuyorum.
Çoğu İtalyan'ın ve Avrupalı'nın Yahudi düşmanlığından tiksiniyorum. Ülkemi ve Avrupa'yı onursuzlaştıran bu utanç beni utandırıyor. Ve bu gezegenin tamamı aksini düşünse bile böyle düşünmeye devam edeceğim.
Ben Müslüman ülkelerde haç takamıyorum; onlar benim ülkemde istedikleri gibi hareket edip bizleri tehdit bile edebiliyorlar. Bunun nedeni ise başımızdakiler. Prodi ve Berlusconi gibi şapşallar bunun için benim oyumu alamadılar.
Yüreğin, beynin cinsiyeti yok. Davranışların da yok. Hiç unutma bunu. Ve sen, yüreği ve beyni olan bir kişi olarak yetişirsen, şu ya da bu biçimde -erkek ya da dişi olarak- davranman konusunda ısrar edecekler arasında ben olmayacağım.
Hayatta öyle anlar vardır ki sessiz kalmak hata, konuşmaksa zorunluluk olur. Bir vatandaşlık görevi, bir ahlaki mücadele, konuşmak için öyle bir şart oluşur ki ne yaparsak yapalım bundan kaçamayız.
Hangi düzende, hangi dizgede yaşarsan yaşa, hiçbir zaman kurtulamayacağın bir yasa var: Herzaman en güçlü olan, en kıyıcı olan, en az cömert olan kazanır!
Yaşam öylesine güç bir çaba ki çocuk. Her gün yeni baştan başlayan bir savaş ; mutluluk anları ise acımasız bir bedelle ödenen kısacık ayraçlar.
Bir kadın ancak kendine saygı duyduğu sürece başkalarından saygı bekleyebilir, ancak kendine inandığı zaman başkaları da inanabilir ona.
Geri dönersem, daha beter! Aynı korkunç yollardan bir kez daha geçmem gerekecek. Oysa ilerlersem, yolun düzelebileceği umudu var...
Özgürlük adına lime lime kesilmeye, işkence çekmeye, hatta ölmeye razı insanlar tanıyacaksın. Umarım onlardan biri olursun.
Yaşamın ne sana ne de bana gereksinmesi var...Sen öldün, ben de ölüyorum. Ama hiç önemli değil, çünkü yaşam ölmez...
Asla pes etme… Ne sorguda, ne işkencede, ne hapiste, ne de duruşmalarda… Asla pes etme ve asla geri adım atma…
Ben birini öldürmek istemem. Birini öldürebilecek yeteneğe de sahip değilim. Sadece bir tiranı öldürmek istedim.
Müslümanlar tavşanlar gibi ürüyor; Allah’ın çocukları günün beş vaktini k.çlarını havaya dikerek harcıyor.
Hep acıyla doğarız, bizimle büyür, zamanla alışırız; kol bacak sahibi olmak kadar olağanlaşır acı çekmek.
Benim gibi yalnız olanlarla geçit yapacağım. Onlar var Çok azlar ama varlar. Onları bulacağım.
Yalnızca çok ağlamış olanlar yaşamı tüm güzelliği içinde algılayabilir,keyifle gülebilir.