Liberalizm ilgisini tamamen ve yalnızca dünyevi hayat ve uğraşılar ile sınırlar. Öbür yandan, din âlemi, bu dünyadan değildir. Bu yüzden, liberalizm ve din yan yana birbirlerinin alanına değmeden var olabilirlerdi. Onların çarpışma noktasına gelmeleri liberalizmin hatası değildi. Liberalizm haddini aşmadı; dini inanç ya da metafiziksel doktrin alanına zorla girmedi. Ancak insanın yalnızca dünyaya gelişiyle ilişkisini değil, onun dünyevi işlerini de kendi hükümlerine göre düzenleme hakkını kendinde gören politik bir güç olarak kilise ile karşı karşıya geldi. O savaş hattının çizilmesi gereken noktaydı.
- Henüz kategori yok.
-
Endonezya'da 7.4 Büyüklüğünde Deprem: Tsunami Uyarısı …02.04.2026
-
DNA Kanıtıyla Çözüldü: Ted Bundy, 51 Yıllık Cinayet Do…02.04.2026
-
Mart Ayı Enflasyon Beklentileri ve Kritik Açıklanma Ta…02.04.2026
-
Bodrum Masalı'nın Yıldızı Serel Yereli, Londra'da Sade…02.04.2026
-
TCMB Güncel Döviz Kurları: 1 Nisan 2026 Tarihli Veriler02.04.2026
-
Mart 2026 Enflasyon Verileri Açıklanıyor: Memur, Emekl…02.04.2026
-
A101 2 Nisan 2026 Aktüel Kataloğu: Teknolojiden Ev Yaş…02.04.2026
-
Türkiye 2026 FIFA Dünya Kupası'na Katılmaya Hak Kazand…02.04.2026
-
2 Nisan Burç Yorumları: Yıldızlar Sağlık, Aşk ve Kariy…02.04.2026
-
Ortadoğu'daki Çatışmasızlık İyimserliği Piyasaları Hız…02.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Ludwig von Mises
İnsan, özgür doğuyor değildir. İnsan, çok zayıf, emen bir varlık olarak doğar. Anne-babasının koruması olmadan, toplum tarafından anne-babasına sağlanan koruma olmadan o, hayatını sürdüremezdi.
Emek, acı verici görülür. Çalışmamak, çalışmaktan daha tatmin edici bir durum olarak kabul edilir. Tembellik, başka şeyler aynı kalmak şartıyla, tercih edilir. Çalışma ızdırap içerir.
Devlet harcamaları ilave istihdam yaratmaz. Eğer devlet, halktan borçlanarak ve vergi alarak harcama yaparsa, bir tarafta yaratacağı istihdamdan daha fazlasını yok eder.
Bu kadar çılgın bir çalkalanmaya karşı koyacak tek bir silah vardır: Akıl: Boş vaatlerin ve hayali tasavvurların insanlığa tuzak olmaması için, sadece aklı selim kafidir.
Liberalizm tamamlanmış bir öğreti ya da sabit bir dogma değildir. Tam aksine Liberalizm bilim öğretilerinin insanın toplumsal yaşamına uyarlanmasıdır.
Eğitim sayesinde yeni fikir öncüleri ve yaratıcı dehalar değil müritler taklitçiler ve alışkanlıklarından vazgeçemeyen insanları yetiştirilir.
İşlenmiş mallar, tüm araç-gereç ve makinelerle her tür insan emeği ve hizmetler için bir piyasanın gerekli olduğu anlamına gelir.
Liberalizm ilgisini tamamen ve yalnızca dünyevi hayat ve uğraşılar ile sınırlar. Öbür yandan, din âlemi, bu dünyadan değildir.
Avrupalılar, medeniyetlerinin onlara sağladığı tüm silah ve icatlarla daha zayıf halkları soymak ve köleliştirmek işine giriştiler.
Okullar ilerleme ve gelişme yuvaları olmaktan çok geleneklerin ve değişmeyen düşünce tarzlarının korunduğu yerlerdir.
Üretken olan tek başına emektir: zenginlik yaratır ve bununla birlikte insanın içe doğru çiçek açmasının temellerini atar.
Daima komşusunu mahvetme amacıyla yola çıkan milliyetçi politikalar son tahlilde herkesin mahvına yol açacaktır.
Bir sosyalistin başına gelebilecek en kötü şey, ülkesinin arkadaşı olmayan sosyalistler tarafından yönetilmesidir.
İnsan hayatında hiçbir zaman sükûn ve rahat/huzur yoktur. Hayat bir süreçtir, bir statüko içinde ısrar değildir.
Dünyayı kendi fikirlerine göre yönetmek peşinde olanlar, insanların aklına hükmetmenin peşinde olmalıdırlar.
Değerli olan şey, kapitalizme rağmen üretilmiştir; ama kötü şeyler, kapitalizmin çıkıntılarıdır/fazlalıklarıdır.
Bir yerde piyasa ekonomisi yoksa anayasa ve yasaların en iyi hükümleri bile bir ölü mektup olarak kalır.
Evrende aklımızın kavrayamayacağı ve duygularımızla sezemeyebileceğimiz şeyler vardır.
Her gün onları tekrar tekrar kazanmayan insan, ne özgürlüğü ne de yaşamayı hak eder.
Hiçbir şey insanı kanun adamı olmak ve başkalarına acı çektirmek kadar yozlaştırmaz.
Dini savaşlar en korkunç savaşlardır çünkü hiçbir uzlaşma ihtimali olmadan yürütülür.
İnsan eylemleri sadece hizmet ettikleri amaç ve sonuçlara göre iyi veya kötü olurlar.