Jazz bir ritimdir, bir sevgidir, bir asalettir, üstün bir ruhtur. Jazz komplekssiz bir sanatçı demektir. Dünyada hiçbir gerçek jazzcı ağız dalaşı yapmamıştır. Bunu televizyon programlarında da belirtiyorum. Jazz müzisyenleri yaptıkları müzikle mutludur. Para pul onlar için fazla bir şey ifade etmez. Yeter ki jazz müziği yapacak bir mekânları ve onları dinleyecek duyarlı insanlar olsun.
- Henüz kategori yok.
-
Ortadoğu'daki Çatışmasızlık İyimserliği Piyasaları Hız…02.04.2026
-
Ortadoğu'daki İran Savaşı ABD'nin Küresel Dengesini ve…02.04.2026
-
Kapadokya Tanıtım Serisinde Yeni Dönem: Go Türkiye, Ün…02.04.2026
-
Hapoel Tel Aviv'e EuroLeague'den Ağır Ceza: Playoff Ya…02.04.2026
-
Bitcoin Piyasasında Karışık Sinyaller: Yükseliş Umutla…02.04.2026
-
Ramazan Tetik'in Vefatı Derin Üzüntü Yarattı: Sanat Dü…01.04.2026
-
Marmaray'da Katener Arızası: Seferler Tek Hattan Yapıl…01.04.2026
-
Erzincan'da Yüzeye Yakın 2.8 Büyüklüğünde Deprem: Can …01.04.2026
-
Kandilli Rasathanesi'nin 115 Yıllık İklim Hafızası Yap…01.04.2026
-
1 Nisan 2026 Akaryakıt Zamları: Motorin Fiyatları Yüks…01.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
İlham Gencer
Rahmetli Fecri Ebcioğlu benim çocukluk arkadaşımdı. Hep bir araya gelir, sohbet ederdik. O, İstanbul’da Anadolu Hisarı’nda otururdu. Bir gün dedim ki “Fecri, Allah rızası için bir yabancı şarkıya Türkçe söz yaz. Onu da belki kısmet olursa ben söylerim.” Kısmetmiş işte. Şarkı ortaya çıkınca bir gün baktık ki gazeteler yazmış. Meşhur Fransız şarkıcısı Bob Azzam’ın grubuna ait “C'est écrit dans le ciel” diye Fransızca bir şarkı vardı. Fecri Ebcioğlu bunu Türkçeleştirdi.
Aslında tek bir pişmanlığım var, daha önce de söylemiştim, bu Tanrı vergisi yeteneği geliştirmek için müzik eğitimi almalıydım. Hâlbuki ben her şeyi kendi kendime öğrendim ve çaldım. Tıpkı piyanoyu ilk yapan insan gibi oldum. Onun da hocası falan olmadı, yaptığı şeyi çalmayı ona öğretebilecek kimse yoktu. Çalmayı da kendi kendine öğrenmek zorunda kaldı.