Hayvan deneylerinde net bir araştırma havası var; ama tamamıyla hayvan modelinin insan tepkilerini öngöreceği gibi rastgele bir önkabule dayandırılmıştır. Yaş, cinsiyet, ırk, hayat tarzı vb. gibi kontroller kullanılmadan bir insan hastalığı incelemesi yapıldığını düşünün, acaba nasıl bir eleştiri alırdı? Bu tür bir çalışmaya tıp dergilerinde gülünüp geçilirdi. Ancak biyomedikal araştırmalar sanki insan hastalığını çalışır gibi yapıyor; ama tür kontrolü yapmıyor bile.
- Henüz kategori yok.
-
Ortadoğu'daki Çatışmasızlık İyimserliği Piyasaları Hız…02.04.2026
-
Ortadoğu'daki İran Savaşı ABD'nin Küresel Dengesini ve…02.04.2026
-
Kapadokya Tanıtım Serisinde Yeni Dönem: Go Türkiye, Ün…02.04.2026
-
Hapoel Tel Aviv'e EuroLeague'den Ağır Ceza: Playoff Ya…02.04.2026
-
Bitcoin Piyasasında Karışık Sinyaller: Yükseliş Umutla…02.04.2026
-
Ramazan Tetik'in Vefatı Derin Üzüntü Yarattı: Sanat Dü…01.04.2026
-
Marmaray'da Katener Arızası: Seferler Tek Hattan Yapıl…01.04.2026
-
Erzincan'da Yüzeye Yakın 2.8 Büyüklüğünde Deprem: Can …01.04.2026
-
Kandilli Rasathanesi'nin 115 Yıllık İklim Hafızası Yap…01.04.2026
-
1 Nisan 2026 Akaryakıt Zamları: Motorin Fiyatları Yüks…01.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
David E. Meyer
Yaşamak için öldürmek zorunda olduğumuza göre, o zaman kontinyumda mümkün olan en az oranda öldürmek için çabalamak zorundayız. Meyve ve fındık yemek hoştur; çünkü bunlar bir bitkinin ölümüne sebep olmaz. Sebze yemek de aynı sırada görülebilir, ve işte bu çizginin ilerisinde beslenmek için öldürmemiz gerekmiyor.
Öldürmenin bazen gerekli olduğunu biliyoruz, sezgilerimiz bize bu yüzden bir insanı öldürmekle bir karıncayı öldürmenin büyüklüğü arasında bir fark olduğunu söylüyor. Çok az insan bir insanın hayatta kalmak adına bir hayvanı öldürme hakkını sorgular. Aslında, insanlar sürekli öldürmek zorunda. Vücutlarımız durmaksızın bakteri ve virüsleri öldürüyor. Yürürken ayaklarımızın altında kalan bitkileri öldürüyoruz. Öldürmek bütün hayat çemberinin ciddi bir parçası. Ama bir virüsü öldürmek bir ineği öldürmekle aynı ahlâki büyüklüğe sahip değil.
Eğer önsezileriniz bir köpeğe zevk duymak adına işkence etmenizin kötü olduğunu söylüyorsa o zaman bir ineğin ya da tavuğun etini yeme konusunda da kendinizi eleştirebilmelisiniz. Et yemek hayatta kalmak için gereksiz olduğuna, bir alışkanlık ve zevk meselesi olduğuna göre her iki durum da insanın zevk alma hakkını bir hayvanın yaşama hakkından üstün görmektedir. Sirkler, rodeolar, hayvanat bahçeleri, su parkları, hayvan yemek, ürün deneyleri, kürkler, ve deri ürünlerinin hepsi insanlar zevk alsın, konforlu yaşasın, para kazansın diye hayvanlara zarar veriyor, ve işte bu sebeple insanların temel değerleriyle çelişiyorlar.
İnsanların diğer hayvan türlerinden geniş anlamda farklı olduğu kesin gibi. Jetler ve gökdelenler yapıyoruz. İnsanları Ay’a gönderiyoruz, DNA araştırması yapıyoruz. Dondurma yapabiliyoruz, su çiçeğini engelleyebiliyoruz. Ama hiçbir insan tek başına jet yapamıyor veya DNA araştırması yürütemiyor. Gerekli elektrik ve aletler olmaksızın dondurma bile yapamazsınız. Eğer bir uygarlığın zaman içerisinde muhafaza edilen yaratımları ve bilgisi olmasaydı bunların hiçbiri mümkün olmayacaktı. Bütün bunlar, insanlar ve hayvanlar arasında sözünü ettiğimiz o bilgi aktarımı ve bilginin kaydedilmesi olayının doğal bir sonudur.
Eğer zekâyı çevremizle uyum içerisinde ve sürdürülebilir bir dengeyle yaşamak olarak tanımlasak, insanlar herhalde zekâsı en düşük türler arasında yer alırdı. Çevremizi yok edip kendimizi savaş, hırs, nefret aracılığıyla yok ediyoruz, bunların hepsi zekâdan yoksun olmakla eş anlamlı. Bunu yapan başka bir hayvan bilmiyoruz.
Eğer hayvanlara yönelik davranışlarımızı insanlara yönelik davranışlarımızdan, radikal anlamda, farklı olarak meşru görmenin bir yolu yoksa, o zaman hayatın tamamına değer veren bir toplum geliştirmek zorundayız. (...) Bu görüşle uyum halinde bulunan bir toplum hem hayvanların hem de insanların keyfi sömürüsünden uzak olacaktır. Böyle bir toplumda rodeolara, sirklere yer olmayacaktır. Hayvanlar gıda ve giysi olmaları adına katledilmemeli. Bilimsel araştırmalardaki hayvan modeli; canlı doku kültürleriyle, bilgisayar modelleriyle, in vitro araştırmalarıyla, her şeyden önce sırf merak duygusu yerine merhamet/şefkat duygusuyla yer değiştirmeli.
Eğer önsezileriniz bir köpeğe zevk duymak adına işkence etmenizin kötü olduğunu söylüyorsa o zaman bir ineğin ya da tavuğun etini yeme konusunda da kendinizi eleştirebilmelisiniz. Et yemek hayatta kalmak için gereksiz olduğuna, bir alışkanlık ve zevk meselesi olduğuna göre her iki durum da insanın zevk alma hakkını bir hayvanın yaşama hakkından üstün görmektedir. Sirkler, rodeolar, hayvanat bahçeleri, su parkları, hayvan yemek, ürün deneyleri, kürkler, ve deri ürünlerinin hepsi insanlar zevk alsın, konforlu yaşasın, para kazansın diye hayvanlara zarar veriyor, ve işte bu sebeple insanların temel değerleriyle çelişiyorlar.
Eğer hayvanlara yönelik davranışlarımızı insanlara yönelik davranışlarımızdan, radikal anlamda, farklı olarak meşru görmenin bir yolu yoksa, o zaman hayatın tamamına değer veren bir toplum geliştirmek zorundayız. (...) Bu görüşle uyum halinde bulunan bir toplum hem hayvanların hem de insanların keyfi sömürüsünden uzak olacaktır. Böyle bir toplumda rodeolara, sirklere yer olmayacaktır. Hayvanlar gıda ve giysi olmaları adına katledilmemeli. Bilimsel araştırmalardaki hayvan modeli; canlı doku kültürleriyle, bilgisayar modelleriyle, in vitro araştırmalarıyla, her şeyden önce sırf merak duygusu yerine merhamet/şefkat duygusuyla yer değiştirmeli.