Nimet içerisinde bulunduğunda (Allah’a) şükretmek, bir musibet gelip çattığında sabırlı olmak, şerri olmayan bir hayırdır.
- Henüz kategori yok.
-
AJet'ten İkinci Yıl Dönümüne Özel Yüzde 20 Yurt İçi Uç…02.04.2026
-
Yağışlı Hava Trendyol'da E-ticaret Alışveriş Alışkanlı…02.04.2026
-
Wordle Güncel Çözümleri ve İpuçları: Nisan 2026 Bulmac…02.04.2026
-
Evrim Alasya ve Kerem Alışık Aşklarına Yeniden Şans Ve…02.04.2026
-
Endonezya'da 7.4 Büyüklüğünde Deprem: Tsunami Uyarısı …02.04.2026
-
DNA Kanıtıyla Çözüldü: Ted Bundy, 51 Yıllık Cinayet Do…02.04.2026
-
Mart Ayı Enflasyon Beklentileri ve Kritik Açıklanma Ta…02.04.2026
-
Bodrum Masalı'nın Yıldızı Serel Yereli, Londra'da Sade…02.04.2026
-
TCMB Güncel Döviz Kurları: 1 Nisan 2026 Tarihli Veriler02.04.2026
-
Mart 2026 Enflasyon Verileri Açıklanıyor: Memur, Emekl…02.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Benzer Sözler
Belaya şükretmek lazımdır. Çünkü küfür ve günahlardan başka bela yoktur ki içinde senin bilmediğin bir iyilik olmasın! Allah, senin iyiliğini senden iyi bilir.
Münezzehtir O Allah ki, nimeti itiraf etmeyi hamd ve şükretmekten aciz kalmayı itiraf etmeyi de şükür saymıştır.
Ramazan-ı Şerifteki oruç, hakikî ve hâlis, azametli ve umumî bir şükrün anahtarıdır. Çünkü, sair vakitlerde mecburiyet tahtında olmayan insanların çoğu, hakikî açlık hissetmedikleri zaman, çok nimetlerin kıymetini derk edemiyor. Kuru bir parça ekmek, tok olan adamlara, hususan zengin olsa, ondaki derece-i nimet anlaşılmıyor. Halbuki, iftar vaktinde, o kuru ekmek, bir mü'minin nazarında çok kıymettar bir nimet-i İlâhiye olduğuna kuvve-i zâikası şehadet eder. Padişahtan tâ en fukaraya kadar herkes, Ramazan-ı Şerifte o nimetlerin kıymetlerini anlamakla bir şükr-ü mânevîye mazhar olur.
Sen elde edemediklerinden dolayı kendi hayatından nefret ederken, birisi senin hayatına sahip olmak istiyor.
Her zaman sorunlarımızı düşünüyoruz ama Allah daha önce bizi birçok sıkıntıdan kurtarmıştı, onları hiç aklımıza getirmiyoruz.
Allah’ın, kendi kulunu istidracı(gafil avlaması), ona bol nimet verip şükretmek (hususunda) başarısız kılmasıdır.
Allahü teâlânın verdiği nimeti, onun sevdiği yerde harcamak şükür; sevmediği yerde kullanmak ise küfran-ı nimettir (nimeti inkâr etmektir).
Vücudumuzun bir yerinde ağrı, sızı olunca, ‘of, puf' diyeceğimize, ‘elhamdülillah' demeliyiz. Nasıl olsa ikisinde de ses çıkıyor. Fakat, birincisinde Rabb'in rubûbiyetine itirazın vebali, ikincisinde ise O'ndan gelene razı olmanın ecri var.
Sabır iki çeşittir: Musibete karşı sabretmek; bu iyi ve güzel bir şeydir; bundan daha güzeli ise, Allah’ın haram kıldığı şeye karşı sabretmektir.
İyilik yapmak, hayır ameli gizlemek, belalara karşı sabırlı olmak ve musibetleri dile getirmemek, cennet hazinelerindendir.
İnananın yüzünde güleçlik vardır, kalbindeyse hüzün. Gönlü her şeyden geniştir, nefsi her şeyden alçak. Yücelikten nefret eder, şöhrete düşmandır, gamı gussası uzundur, düşünmesi derin. Susması fazladır; vakti yoktur. Çok şükreder, çok sabreder. Düşünceye dalmıştır, ihtiyacı olanları görünce kendi ihtiyacını hatırlamaz bile. Huyu güzeldir, geçinmesi hoş ve yumuşak. Şeref ve din bakımından serttir, huy bakımından kuldan alçak.
Her musibetin bir zamanı vardır, o zaman mutlak yaşanmalıdır; o musibet birinizin başına geldiğinde, zamanı gelip geçene kadar teslim olup sabretsin. Zira musibetin yöneldiği zaman onu gidermek için çare aramak, onun zorluğunu çoğaltır.
Günde 24 bin nefes alıyoruz. Şimdi bu kadar nefesi alırken kimse yorulmuyor, uyurken bile canım çıktı nefes almaktan diyen yok..
Şükrün esası, nimetin sahibini bilmek, bunu kalb ile itiraf etmek ve dille söylemektir.
Şükrün esası, nimetin sahibini bilmek, bunu kalb ile itiraf etmek ve dille söylemektir.