Müslüman olmak, Allah'ın rızasına teslim olmaktır. Allah'ın kitabındaki gerçeği olduğu gibi kabul etmek zorundasınız. Ama bunu kabul etmemekte serbestsiniz. Kabul ettiğinizde uymak zorundasınız. Kuran'da, "O iffetli kadınlara söyle, başörtülerini, göğüslerinin üstüne doğru indirsinler" diyor. Bir insan Müslümanım diyorsa, örtünmek zorundadır. Değilse örtünmek zorunda değildir. (Yıl: 1992.)
- Henüz kategori yok.
-
Endonezya'da 7.4 Büyüklüğünde Deprem: Tsunami Uyarısı …02.04.2026
-
DNA Kanıtıyla Çözüldü: Ted Bundy, 51 Yıllık Cinayet Do…02.04.2026
-
Mart Ayı Enflasyon Beklentileri ve Kritik Açıklanma Ta…02.04.2026
-
Bodrum Masalı'nın Yıldızı Serel Yereli, Londra'da Sade…02.04.2026
-
TCMB Güncel Döviz Kurları: 1 Nisan 2026 Tarihli Veriler02.04.2026
-
Mart 2026 Enflasyon Verileri Açıklanıyor: Memur, Emekl…02.04.2026
-
A101 2 Nisan 2026 Aktüel Kataloğu: Teknolojiden Ev Yaş…02.04.2026
-
Türkiye 2026 FIFA Dünya Kupası'na Katılmaya Hak Kazand…02.04.2026
-
2 Nisan Burç Yorumları: Yıldızlar Sağlık, Aşk ve Kariy…02.04.2026
-
Ortadoğu'daki Çatışmasızlık İyimserliği Piyasaları Hız…02.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Benzer Sözler
Müslümanlar, 'Yeryüzü kralların ya da Batılı haydutların değil, Allah'ın mülküdür' diye haykırdığı gün karşılarında hangi sistem durabilir?!
Ölüm bizi Allah'ımıza kavuşturan en ulvi hadisedir. Dünyaya geldik, onun eserlerini gördük; onun emirlerindeki isabete inandık, onun eserlerine gönlümüzden vurulduk. Şimdi de sevine sevine ona kavuşmayı özlemeliyiz. Ölüm kafirler için bir azap, bir ızdıraptı. Müslümanlar için bir sürur ve saadet olmalıdır.
Ölüm bizi Allah'ımıza kavuşturan en ulvi hadisedir. Dünyaya geldik, onun eserlerini gördük; onun emirlerindeki isabete inandık, onun eserlerine gönlümüzden vurulduk. Şimdi de sevine sevine ona kavuşmayı özlemeliyiz. Ölüm kafirler için bir azap, bir ızdıraptı. Müslümanlar için bir sürur ve saadet olmalıdır.
Şüphesiz, müslümanın Allah'ı tanımasının nişanesi ve dininin kemali, yararsız sözleri terketmesi, az cedel yapması, hilimli, sabırlı ve güzel huylu olmasıdır.
Dindarlığım işlerimin ilerlemesine engel olmadı, bana büyük bir güç sağladı. Bazı işlerimde günlerce, aylarca, hatta yıllarca çalıştıktan sonra başarılı olamadım. Aklımın erdiği kadar uğraştım, başarılı olamadım. “Allah böyle istedi“ dedim ve rahat ettim.
Muhayyile ve aklın Allah'ı sınırlandırıcı veya bir surete bağlayıcı zaafını bilirim ve onunla savaşırım. Ona direnirim. Allah'ı aklımla kavrama, çerçeveleme donkişotluğuna girişmem. O'na sınırsız olarak gönlümü açmaya çalışırım.
Hasan, Hasan!.. Sen bizi bunca zamandan beri kiminle bilirdin?.. Cenâb-ı Hakk’a teveccühümde bir kusûr mu müşâhede eyledin?
Alan sensin, veren sensin, kılan sen. Ne verdinse odur dahi nemiz var. Hakîkat üzre anlayıp bilen sen. Ne verdinse odur dahî nemiz var.
Kendimi Kur'an ve Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in sünnetinin belirlediği bir çerçeveye oturtmaya çalışan sıradan bir Müslüman olarak tanımlayabilirim. Bu konuda ulemanın, fukahanın, müfessirinin, hadis şarihlerinin, tasavvuf ehlinin eserlerini mütalaa etmeye çalıştım. Evvelki yıllarda bana tarikat mevzuunda da sualler tevcih edildi. Tarikat mensubu musunuz veya tarikat karşıtı mısınız diye. Her ne kadar bir tarikat mensubu olmasam da tasavvuf büyüklerinin bana ciddi tesiri olmuştur. (The Atlantic'e verdiği röportajdan)
En büyük hikmetlerden biri "İnsan dilinin altında saklıdır" sözü olsa gerek... Bence, bundan daha büyüğü de "Dost istersen Allah yeter, arkadaş istersen, Kuran" sözüdür.
Ben Allah'ın emriyle, cihad yolunda hareket etmeye vazifedarım. Cenâb-ı Hakkın vazifesine karışmam. Muzaffer etmek veya mağlûp etmek O'nun vazifesidir.
Şeytan müslümanların elinden müziği, sanatı, bilimi, güzelliği almıştı. Kuran'da helal olan tüm bu güzellikleri yeniden Müslümanlara kazandırdık.
Sûfîler ‘niçin’i, ‘nasıl’ı, ‘yap’-‘yapma’yı unutarak, kendilerini Rablerinin önüne atmışlardır.
Müslümanlar akıllarını başlarına toplasınlar. "Kuran-ı Kerim'e inanıyorum." demek yetmez. Kuran'a tamı tamına güveneceksin. Yani "Allah ne demişse o'dur." diyebileceksin. Diyemiyorsan sen boşuna söylüyorsun. Kuran diye bir kitap olduğunu zaten yeryüzünde bilmeyen yok. Sen de onlardan bir tanesi olursun. "Ben inanıyorum." demekle olmaz. İnandığını her şeyle göstermen lazım.
Yüksek komutanlar, tüsiad ve Deniz Baykal, akepe'yi çağırdılar. Kuran, İsrael ve Amerika'dır. Bunları çok önceden haber vermiş olduğum ortadadır.