Doksan dokuz şeyhe yetiştim, her birine hizmet ettim, ama Cafer-i Sadık'a yetişmesem ahir imansız giderdim.
- Henüz kategori yok.
-
Bodrum Masalı'nın Yıldızı Serel Yereli, Londra'da Sade…02.04.2026
-
TCMB Güncel Döviz Kurları: 1 Nisan 2026 Tarihli Veriler02.04.2026
-
Mart 2026 Enflasyon Verileri Açıklanıyor: Memur, Emekl…02.04.2026
-
A101 2 Nisan 2026 Aktüel Kataloğu: Teknolojiden Ev Yaş…02.04.2026
-
Türkiye 2026 FIFA Dünya Kupası'na Katılmaya Hak Kazand…02.04.2026
-
2 Nisan Burç Yorumları: Yıldızlar Sağlık, Aşk ve Kariy…02.04.2026
-
Ortadoğu'daki Çatışmasızlık İyimserliği Piyasaları Hız…02.04.2026
-
Ortadoğu'daki İran Savaşı ABD'nin Küresel Dengesini ve…02.04.2026
-
Kapadokya Tanıtım Serisinde Yeni Dönem: Go Türkiye, Ün…02.04.2026
-
Hapoel Tel Aviv'e EuroLeague'den Ağır Ceza: Playoff Ya…02.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Benzer Sözler
Gerçek tasavvufçu, hiçbir insan gözünün görmediği, kulağının işitmediği, gönlünün sezmediği şeyhleri bilir. Onları halka, kafalarının alabileceği şekilde anlatır. Ama aslını içinde gizler. Eğer halk bunu öğrenirse, kendisini öldürür.
(Bayezid) Noksanlıklardan arınmışım (Subhanım!) (dediğinde, müritleri) Neden böyle söyledin? (dediler. Bunun üzerine o, onlara) Niçin bana şeriatın gerektirdiği cezayı icra etmediniz? Benden böyle bir lafız geldiğinde derhal her biriniz elinize bir tür silah alıp şer'i ahkamı yerine getirin (dedi. Yine kendisine cezbe galip gelip) Subhan -noksanlıklardan arınmış- zatım ne büyüktür! (sözü hasıl olduğunda müritleri derhal kimisi hançerle kimisi kılıçla ona saldırdılar ancak onu kesemediler. Kendisi tekrar cezbeden uyanınca) Yine o sözü söylediniz (dediklerinde) Peki siz ne yaptınız? (dedi. Onlar) Türlü silahlarla vurduk, ama hiç tesir etmedi (dediler. Bunun üzerine Bayezid elbisesini açtı, baktılar ki vücuduna hiçbiri iz yapmamış. Bunun ardından Bayezid) Bana bir iğne verin (dedi. İğneyi vücuduna batırdı ve derhal kan saçıldı. Bunun üzerine müridlerine dedi ki) Bayezid budur ki bir iğnenin zahmetine tahammül edemez; o 'Noksan sıfatlardan arınmışım' diyen Bayezid değildi (dedi. Bundan sonra dedi) Allah-u Teala talibin gönlüne nazar eder, o gönlü kendi marifetine mahal kılar, dilini onun tercümesi kılar, talibe marifet hasıl olur, marifetullahtan tahsil ettiyse dili söyler. Şöyle ki, Musa -aleyhisselam- "Nihayet oraya varınca, bereketli yerdeki vadinin sağ kıyısından, ağaç tarafından şöyle bir ses geldi: Ey Musa, yüzünü dön ve korkma, çünkü sen emniyette olanlardansın!" (Kasas, 30) Hitabı ağaçtan geldi; bir yaban ağacından bunun olması caizdir, vakidir, şecere-i insaniden neden vaki olmasın?! (dedi)
(Bayezid-i Bistami, Allah'a niyaz etti) Sana nasıl ulaşılır? (Kendisine şöyle hitap edildi) Nefsini bırakıp, öyle gel!
Hak Teala'nın katında gerçek mümin, bir yaratılmışın ondan incinmediği ve bir yaratılmışın incinmesini istemeyendir.
Bu ilim [tasavvuf ilmi], kitap sayfalarından değil, Allah erlerinin ağzından alınır.
Bu ilim [tasavvuf ilmi], kitap sayfalarından değil, Allah erlerinin ağzından alınır.
Bu ilim [tasavvuf ilmi], kitap sayfalarından değil, Allah erlerinin ağzından alınır.
Bu ilim [tasavvuf ilmi], kitap sayfalarından değil, Allah erlerinin ağzından alınır.
Bu ilim [tasavvuf ilmi], kitap sayfalarından değil, Allah erlerinin ağzından alınır.
Sufizm mi, tasavvuf da diyebiliriz, eninde-sonunda akıldan çıkmak'tır. Sürekli vecid ya da nöbet halidir.
Tarikatlar yozlaştı. Ortada tasavvuf falan yok. "Ehl-i Sünnet ve'l-Şatafat" var. 'Bir lokma bir hırka', sufilik de bize kaldı.
Güneş Mustafa'nın yüzünün aynasının bir aksidir. Her iki âlem, Mustafa'nın bir kılına bağlanmıştır.
Büyük evliyâullâhın meclisinde onlar konuşurlarken başkalarının konuşması -velev cihan pâdişâhı da olsa- uygun düşmez. Biz sultan isek de, böyle mâneviyat sultanlarının himmetlerine her zaman muhtâcız. Şâyet huzûrunda konuşmam gerekseydi, bunu belli ederler ve söz etmemi te’mîn ederlerdi.