Ben bir ahmaksam, en azından şüphe eden bir ahmağım ve bir insanı, kendi kendini kanıtlayan bir bilgeliğin kesinliği yüzünden kıskanacak değilim.
- Henüz kategori yok.
-
Endonezya'da 7.4 Büyüklüğünde Deprem: Tsunami Uyarısı …02.04.2026
-
DNA Kanıtıyla Çözüldü: Ted Bundy, 51 Yıllık Cinayet Do…02.04.2026
-
Mart Ayı Enflasyon Beklentileri ve Kritik Açıklanma Ta…02.04.2026
-
Bodrum Masalı'nın Yıldızı Serel Yereli, Londra'da Sade…02.04.2026
-
TCMB Güncel Döviz Kurları: 1 Nisan 2026 Tarihli Veriler02.04.2026
-
Mart 2026 Enflasyon Verileri Açıklanıyor: Memur, Emekl…02.04.2026
-
A101 2 Nisan 2026 Aktüel Kataloğu: Teknolojiden Ev Yaş…02.04.2026
-
Türkiye 2026 FIFA Dünya Kupası'na Katılmaya Hak Kazand…02.04.2026
-
2 Nisan Burç Yorumları: Yıldızlar Sağlık, Aşk ve Kariy…02.04.2026
-
Ortadoğu'daki Çatışmasızlık İyimserliği Piyasaları Hız…02.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Benzer Sözler
Ben bir ahmaksam, en azından şüphe eden bir ahmağım ve bir insanı, kendi kendini kanıtlayan bir bilgeliğin kesinliği yüzünden kıskanacak değilim.
Bilgeliğin ilk adımı her şeyi sorgulamak, son adımı da bunları olduğu gibi kabullenmektir.
Sufizm bir din mi, felsefe mi, yoksa mistisizm midir? Her üçü de. Eğer ondan dini öğrenmek istiyorsanız, bir dindir; bilgelik öğrenmek isterseniz, felsefedir; ruhun gelişiminde rehberlik etmesini istediğinizde mistisizm olur. Gerçekte ise üçünün de ötesindedir.
Empedokles, Platoncu bir İdeal'e karşıt olarak şöyle bir şey önermişti; Felsefe yükselerek yapılmaz, tepeden bakarak yapılmaz, aksine yerin dibine geçmek aynı değerdedir, alt sınıfa inmek, kendini azaltmak, kendine özgü daha soyluluğa sahiptir.
Entelektüel olgunluğa ulaştığımda ve kendime bir ateist ya da bir teist ya da bir panteist ya da bir materyalist ya da bir idealist, bir Hıristiyan ya da bir özgürdüşünür olup olmadığımı sormaya başladığımda bunların içeriğinin benim öğrenebildiklerimden ve aksettirebildiklerimden daha fazla olduklarını tespit ettim, yanıt bunlardan daha az bir biçimde vardı. Bu iyi insanların çoğunluğu beni onlardan farklı düşüren şeyler hakkında birbirleri ile aynı düşüncede idiler. Kesin bir 'bilme' (gnosis) düşüncesi içinde bulunuyorlardı -ben büsbütün emin değilken ve hatta sorunun çözülemez olduğuna kendimi ikna etmiş iken varlık sorununu birbirlerine göre az ya da çok başarılı biçimde çözmüş bir durumda idiler.
Kendilerini bilgeliğe adayanlar aylaktır yalnızca; yaşayan da yalnızca onlardır. Kendi yaşamlarına başkalarının yaşamlarını da katarlar; kendilerinden önce geçip gitmiş bütün yıllar da birer kazanımdır onlar için.
Felsefe yüksek bir dağ yoludur... ıssız bir yoldur ve yukarı çıktıkça daha da ıssızlaşır. Bu yolu her kim izlerse hiç korkmamalı, her şeyi geride bırakmalı ve kış karında güvenle ilerlemelidir... Kısa süre içinde altındaki dünyayı görür; kumsalları ve bataklıkları gözünün önünden kaybolur, düzgün olmayan noktaları düzelir, yırtıcı sesleri artık kulağına ulaşmaz. Ve yuvarlaklığını da görür. Kendisi her zaman saf ve serin dağ havasındadır ve güneşi görür, oysa aşağıdaki herkes gecenin karanlığıyla kuşatılmıştır.
Felsefe sözünden "bilgeliği inceleme" anlaşılır. Bilgelikten de yalnız işlerimizde ölçülülük değil, aynı zamanda hayatımızı sürdürebilme, sağlığımızı koruma ve bütün zanaatların icadı için de insanın bilebildiği bütün şeylerin tam bir bilgisi anlaşılır. Bu bilginin böyle olması için de onun ilk nedenlerden çıkarılmış olması gereklidir. Böylece bu bilgiyi edinme yolunu öğrenmek için (-ki asıl felsefe budur) bu ilk nedenleri, yani ilk ilkeleri aramakla işe başlamak gerekir. Bu ilkelerde de iki koşul bulunmaktadır. Birincisi bu ilkeler o kadar açık ve apaçık olmalıdır ,ki insan aklı onları dikkatle incelemeye koyduğunda doğruluklarından şüphe etmesin. İkincisi geriye kalan başka bütün nesneler var olmadığı hâlde dahî ilkeler bilinebilmeli, fakat buna karşılık, ilkeler var olmayınca başka şeyler bilinmemelidir. Bundan sonra da ilkelere bağlı olan şeylerin bilgisini öyle ilkelerden çıkarmalıdır ki yapılan dedüksiyonların bütün devamınca apaçık olmayan hiçbir şeye rast gelinmesin.
Felsefemizi değiştirmek zorundayız, insanın üstün olduğu şeklindeki tutumumuzdan bütünüyle vazgeçmeli, doğal çevredeki birçok olguda kendimizin yapabileceğinden daha ekonomik şekilde canlı topluluklarının sınırlandırılmasına yönelik yol ve yöntemler bulabileceğimizi kabul etmeliyiz.