Annemle doktora giderken yolda Osman Yağmurdereli bizi görmüş, beni çok sevmiş. Anneme kartını vermiş, setimize gel demiş. Annem de beni sete götürmüş. Sonra Elveda Derken dizisine başladım.
- Henüz kategori yok.
-
Ortadoğu'daki Çatışmasızlık İyimserliği Piyasaları Hız…02.04.2026
-
Ortadoğu'daki İran Savaşı ABD'nin Küresel Dengesini ve…02.04.2026
-
Kapadokya Tanıtım Serisinde Yeni Dönem: Go Türkiye, Ün…02.04.2026
-
Hapoel Tel Aviv'e EuroLeague'den Ağır Ceza: Playoff Ya…02.04.2026
-
Bitcoin Piyasasında Karışık Sinyaller: Yükseliş Umutla…02.04.2026
-
Ramazan Tetik'in Vefatı Derin Üzüntü Yarattı: Sanat Dü…01.04.2026
-
Marmaray'da Katener Arızası: Seferler Tek Hattan Yapıl…01.04.2026
-
Erzincan'da Yüzeye Yakın 2.8 Büyüklüğünde Deprem: Can …01.04.2026
-
Kandilli Rasathanesi'nin 115 Yıllık İklim Hafızası Yap…01.04.2026
-
1 Nisan 2026 Akaryakıt Zamları: Motorin Fiyatları Yüks…01.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Benzer Sözler
Ben alkışı çok seviyorum. Bu hastalıktan dolayı oyunculuğa yöneldim. Bir şey yapalım da takdir edilsin derken oyuncu oluyorsun. Dolayısıyla haftada iki kez bu kadar alkışlanacağın bir iş var mıdır bilemiyorum. Oysa çocukken uçak mühendisi olmak istiyordum. Enteresan uçaklar yaratmak istiyordum. Bir gün bir şey oynadım, alkışladılar ve hayatım kaydı. Biliyorum ki, insanlar oyundan gülümseyerek çıktıktan sonra eve gidene kadar beni konuşacaklar, bu inanın bana yetiyor.
Şans insanın ayağına bir kere gelir. Benim her iki ayağıma binlerce defa geldi. Şimdi geride kalan yıllara değil kaçırdığım gollere üzülüyorum.
Rol seçimi doğru mekanda, doğru zamanda, doğru insanın yanında bulunmaktan tutun da sizin performansınıza, niteliklerinize kadar her şeye bağlı. İstisnalar vardır ama kimse gelip "Sana sekiz tane rol veriyoruz, hangisini seçersen biz onu yapacağız" demiyor. Biraz pişmek, açıkçası biraz acı çekmek gerekiyor.
Oyunculuğa başladığım günden beri hiç ara vermeden yaptığım bir şey tiyatro. Onun yanı sıra dizilerde oynuyorum. Bu ikisi birbirine engel değil.
Canını dişine takmış bir oyuncu olarak, sizi tanımladıkları kısımlara bakmazsınız; sadece işinize bakarsınız.
Büyürken şarkıcı olmak gibi bir isteğim yoktu, kendimi hiç öyle düşünmüyordum. Birisi bana gitar çalmayı öğretti ve sonra delirmiş gibi şarkı yazmaya başladım. Bu çok tuhaf bir şeydi, 24 yaşıma kadar şarkıcı olacağımı bilmiyordum.
Eskiden tiyatrolardan dizilere oyuncu bulunurdu. Şimdi dizilerden tiyatroya oyuncu alınıyor. Her şey birbirinin içine geçiyor. Ama tiyatro keyifli bir şeydir. Çünkü tiyatro insanı, insana insanla anlatan yegane sanat dalıdır. Siz insansız film yapabilirsiniz, çizgi filmler vs. İnsansız televizyon programı, konser yapabilirsiniz. İnsan olmadan tiyatro yapamazsınız. İki insan lazım; seyirci ve oyuncu. Dekor, sahne, salon, ışık, kostüm olmasa da olur. Ama seyirci ve oyuncu olmadan tiyatro olmaz. Olmadı. Pandemide denendi. Olur gibi oldu, yapıldı, denendi ama olmadı. O seyirciyi canlı hissetmen gerekir.
Üç ihaneti yaşıyoruz. Bir, kemalistlerin kemalizme ihanetidir. İki, müslümanların islama ihanet tarihindeyiz. Üç, meslek ve/veya kariyer sahiplerinin mesleklerine ihanetini görüyoruz.
Bakacağım tek yön önüm, doğru rotayı izler gözüm. Rüzgâra emânet sözüm, hasretlerle yandı gönlüm. Yalnızlığım kalbime zulüm, korkutmakta her an ölüm. Ben bir pembe diziyim, her günüm bir bölüm.
Ulaşılacak saadete kaç kapı daha var? Açtım, açtım kapıları. Girdim, bomboş evlere vardım. Yardım lâzım bana, şansım yâver sanma. Hiç hoş değil gördüklerim amma. Emin değilim, her şey muamma.
Birden Sagopa Kajmer olmadım. İlk başta tanımadıkları bir insandım. Şarkılarım sayesinde yavaş yavaş her şey meydana geldi.
Senaryoyu okuyorum, rolün içine giriyorum. Gözümün önünde o anı tam olarak canlandırıyorum, "Nasıl yapabilirim?" diye düşünüyorum.