Isı yumurtayı civcive dönüştürür, ama yumurtayı bir taşla değiştirirseniz içinden civciv çıkmaz.
- Henüz kategori yok.
-
İstanbul Bahçelievler'de Otel Odasında İşlenen Kadın C…06.04.2026
-
Balkanlardan Gelen Soğuk Hava Dalgasıyla Türkiye'de Sı…06.04.2026
-
Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü 21 Daimi İşçi Alımı Yapa…06.04.2026
-
MGÜ Bestecilik Bölümü'nün Kapatılma Kararı Gündemde: K…06.04.2026
-
Gheorghe Hagi'nin Romanya Milli Takımı Sözleşme Detayl…06.04.2026
-
23 Nisan 2026 Tatil Durumu: Ulusal Egemenlik ve Çocuk …06.04.2026
-
CHP'de 'Mutlak Butlan' Tartışmaları: Yargı Süreci, Kul…06.04.2026
-
Milli Eğitim Akademisi Ek Atama Sonuçları ve Öğretmen …06.04.2026
-
Survivor Birleşme Partisi'nde Tarihi Buluşma: Deniz Se…06.04.2026
-
2026 Altın Fiyatları: Orta Doğu Gerilimi ve Faiz İndir…06.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Felsefe
Saati çalınca ölümü, bir dost kucaklar gibi kucaklamak, büyük davaların ardı sıra koşan ihtilâlciler için kaçınılmaz bir zorunluktur.
Ölümden korkmamak, ihtilâle başarı sağlayan büyük hasletlerdendir. Bununla beraber, asıl olan ölmek değil, gerekirse hayatı hiçe sayıp ölümün üstüne güle güle yürümektir.
Değişmeye inanmazsak, hayata da inanmayız. Zaman var oldukça değişime karşı gelmek amaçsız, saçma ve boşa bir çaba olmaktan öteye geçemez. Tamam, bazı şeyler değişmez ama değişim kavramı hayatın ta kendisidir.
Zayıflar fikirler karşısında titrer, aptallar ona meydan okur, bilgeler yargılar, hünerliler yönlendirir.
Felsefe, lüks değildir. Biz bir gereksinme yüzünden felsefe yaparız; çünkü yaşamımızın anlamı karanlıktır. Bu gün bu karanlığı en sıradan insan bile duyuyor. Eskiden din, iman bu karanlığa ışık getiriyordu. Bugün bir aydınlanma çağında yaşıyoruz: Yaşam bilmecesine din ve geleneklerin bulduğu yanıtlar gönüllerimizi artık kandıramıyor. Bugünün insanı ışığını artık kendisi bulmak zorundadır. Bireysel yaşamlar üzerine çöken bu karanlığın içine uluslar ve kültür çevreleri de çekilmiştir.
Doğada hep iki çizgi var olmuştur. Biri zirve, diğeri diptir. Zirveye çıkanlar daha fazla yükselemeyecekleri için düşerler, diptekiler ise daha fazla aşağı düşemeyecekleri için yükselirler. İşte doğada iyiden kötüye, kötüden iyiye bir gidiş vardır.
Eğer koşullar değiştiğinde sen de tabiatını değiştirmesini bilseydin talihin hiç değişmeyecekti. ...Talih değiştikçe insanlar da davranış tarzlarında inat etmeyip koşullara uyum sağlarlarsa mutlu olurlar, uyum bozulursa mutsuz olurlar.
Ölümden sonraki yaşama ilişkin esas soru onun gerçek olup olmadığı değil, gerçekse bile bunun ne gibi sorunları çözdüğüdür.
Kolum yukarı kalkar olgusunu kolumu yukarı kaldırırım olgusundan çıkarırsak geriye ne kalır? İnsan kalır.
Felsefi hastalığın ana nedeni-tek yanlı bir diyet:insanın düşüncesini yalnızca tek bir örnekle beslemesi.
İnsan, özgür doğuyor değildir. İnsan, çok zayıf, emen bir varlık olarak doğar. Anne-babasının koruması olmadan, toplum tarafından anne-babasına sağlanan koruma olmadan o, hayatını sürdüremezdi.
Emek, acı verici görülür. Çalışmamak, çalışmaktan daha tatmin edici bir durum olarak kabul edilir. Tembellik, başka şeyler aynı kalmak şartıyla, tercih edilir. Çalışma ızdırap içerir.