Uzak bir gelecekte, bir gün, akıllı bilgisayarlar kendi kayıp başlangıçlarını arayacaklar mı? İçlerinden biri, kendi vücutlarının silisyuma dayalı elektronik ilkeleri yerine organik karbon kimyasını temel alan, çok çok uzak, ilksel bir yaşam biçiminden ortaya çıktıkları gerçeğini -kendilerine çok aykırı da gelse- öne sürecek mi? Cairns-Smith adında bir robot Electronic Takeover (Elektronik Devralış) başlıklı bir kitap yazar mı acaba? Kemer benzetmesinin elektronik bir eşdeğerini keşfeder ve bilgisayarların bir anda, kendiliklerinden var olmadıklarını, daha önceki bir birikimli seçilim sürecinden geçerek ortaya çıktıklarını anlar mı? Ayrıntılara dalar ve elektronik gasbın kurbanı olmuş, akla uygun bir kopyalayıcı tasarlar mı? Yeterince uzak görüşlü olup, DNA’nın da daha ırak ve ilkel kopyalayıcıların inorganik silikat kristallerinin rolünü çaldığını tahmin eder mi? Eğer bu robotun şiirsel bir yanı varsa, sonunda silisyuma dayalı bir yaşama geri dönmenin adaletin yerini bulması olduğunu, DNA’nm perde arasından, çok çok uzun sürmüş bir perde arasından başka bir şey olmadığını düşünür mü dersiniz?
- Henüz kategori yok.
-
Endonezya'da 7.4 Büyüklüğünde Deprem: Tsunami Uyarısı …02.04.2026
-
DNA Kanıtıyla Çözüldü: Ted Bundy, 51 Yıllık Cinayet Do…02.04.2026
-
Mart Ayı Enflasyon Beklentileri ve Kritik Açıklanma Ta…02.04.2026
-
Bodrum Masalı'nın Yıldızı Serel Yereli, Londra'da Sade…02.04.2026
-
TCMB Güncel Döviz Kurları: 1 Nisan 2026 Tarihli Veriler02.04.2026
-
Mart 2026 Enflasyon Verileri Açıklanıyor: Memur, Emekl…02.04.2026
-
A101 2 Nisan 2026 Aktüel Kataloğu: Teknolojiden Ev Yaş…02.04.2026
-
Türkiye 2026 FIFA Dünya Kupası'na Katılmaya Hak Kazand…02.04.2026
-
2 Nisan Burç Yorumları: Yıldızlar Sağlık, Aşk ve Kariy…02.04.2026
-
Ortadoğu'daki Çatışmasızlık İyimserliği Piyasaları Hız…02.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#yaşamın kökeni
Darwinci kuram, ilke olarak, yaşamı açıklayabilir. Şimdiye dek öne sürülen kuramlardan hiçbiri, ilke olarak, yaşamı açıklayabilmiş değil.
Yirmi yıldır kendiliğinden oluşumu arıyorum ama bulamadım. Hayır, imkansız olduğunu düşünmüyorum. Ama neden kendiliğinden oluşumun yaşamın kökeni olmasını isteyesiniz ki? Yaşamın önüne maddeyi koyarsınız ve maddenin sonsuzdan beri var olmasını sağlarsınız. Bilimin durmak bilmeyen ilerleyişinin bundan bir yüzyıl, bin yıl, on bin yıl sonra yaşayacak olan bilim insanlarını maddenin değil yaşamın ezelden beri var olduğunu onaylamaya zorlamayacağını kim söyleyebilir? Maddeden yaşama geçiyorsunuz çünkü gelecekteki doğa bilimcilerinin zekasıyla kıyaslandığında çok sınırlı olan şu anki zekanız size olayları başka türlü anlayamayacağınızı söylüyor. On bin yıl sonra yaşamdan maddeye geçmemenin imkansız olduğuna inanmayacağımızı kim garanti edebilir? Eğer bilimsel zihinler arasında yer almak istiyorsanız, a priori fikirlerden ve akıl yürütmelerden kurtulmalı ve yerleşik olgulardan gerekli çıkarımlara bağlı kalmalı ve saf hipotezlerin çıkarımlarına gereğinden fazla güvenmemelisiniz.
Vücudunuzdaki her bir atom patlamış olan yıldızlardan geldi. Ve muhtemelen sol elinizdeki atomların geldiği yıldız sağ elinizdekilerin geldiği yıldızdan farklı. Bu gerçekten fizik hakkında bildiğim en şiirsel şey: Hepiniz yıldız tozusunuz. Yıldızlar patlamasaydı burada olamazdınız çünkü - karbon, oksijen, azot, demir evrim için ve yaşam için gerekli olan her şey zamanın başlangıcında oluşmamıştı. Bunlar, yıldızların nükleer fırınlarında oluştu ve onları vücudunuza almanızın tek yolu bu yıldızların patlayacak kadar 'kibar' olmalarıydı. Yani İsa'yı unutun. Yıldızlar sizin için öldü ve siz burada olabildiniz.
Hepiniz yıldız tozusunuz. Yıldızlar patlamasaydı burada olamazdınız çünkü - karbon, oksijen, azot, demir evrim için ve yaşam için gerekli olan her şey zamanın başlangıcında oluşmamıştı.
Biyokimyanın en çarpıcı genellemelerinden biri - ki bu şaşırtıcı bir şekilde biyokimyasal ders kitaplarında neredeyse hiç bahsedilmiyor - yirmi amino asit ve dört baz, küçük çekincelerle tüm Doğa'da aynı.