Geçmişimde ülkemin yaşadıklarından zaman zaman şikâyet ederdim. Korkarım ki çocuklarım ve torunlarım bırakın şikâyeti, güvenli ve aydınlık bir çevrede yaşamayı bile çok arayacaklar…
- Henüz kategori yok.
-
Warriors-Rockets Karşılaşmasında Stephen Curry'nin Ger…06.04.2026
-
Bakü Zirvesi'nde Türk Devletleri Teşkilatı İşbirliği v…06.04.2026
-
Bernardo Silva Manchester City'den Ayrılıyor: Juventus…06.04.2026
-
Paris'teki Bir AVM'den Shakira'ya Esprili ve Viral Kon…05.04.2026
-
Sivasspor, Esenler Erokspor Maçına Hazır: Başkan Özçob…05.04.2026
-
Yasemin Allen, Erdal Kaya ile Las Vegas'taki Sürpriz N…05.04.2026
-
Mert Ramazan Demir Başrollü 'Delikanlı' Dizisi SHOW TV…05.04.2026
-
Gülben Ergen'e Fatmanur ve Hifa Paylaşımları Nedeniyle…05.04.2026
-
Küba: Devrim Mirasından Güncel Enerji Krizine ve Ulusl…05.04.2026
-
Posof'ta Polis Haftası Şehitler İçin Manevi Bir Törenl…05.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#Türkiye
Çok boyutlu düşünebilmek için dogmatik düşünceleri bir kenara bırakmak gerek. Ama şunu söyleyeyim: Eğer biz değişmeye açık bir toplum olsaydık, kesinlikle Schröder ülkemize “Türkiye’ye girebilmek için” gelecekti.
Türkiye, İttihat ve Terakki’nin darbe ile devleti ele geçirdiği günden beri vesayet altında bir ülkedir. Vesayetin dış boyutu olduğu gibi iç boyutu da var.
Ben ve ailem yüzde 100 Brezilyalı olarak dünyaya geldik, ama yüzde 50 Brezilyalı, yüzde 50 Türk olarak öleceğiz.
21. yüzyıl zor bir yüzyıl. Üstümüze geliyorlar dört bir taraftan belli. Geç bile kaldılar gelmekte bana sorarsanız. Daha doğrusu biz geç öğrendik geldiklerini.
Ben esas itibarıyla Türkiye için yazarım. Türkiye için yazan birisiyim ve kendimi Batı'ya beğendirmek umurumda değil.
Roma hukukunun gözleri bağlı tanrıçası bize göre değil. Türkiye'de ve yurt dışında, bizim gözleri fal taşı gibi açık, koruyan, kollayan, ne olduğunu anlamaya çalışan hakimlere ihtiyacımız var.
Türkiye'nin tamamen ABD'nin rotasına girdiğini gösteren gelişmeler var. Bunlardan biri, Ergenekon ve Balyoz davaları. Burada tutuklanan ve sindirilen askerler, siyasetçiler ve aydınların hemen hepsi, ABD'ye mesafeli olan ve Türkiye'nin Rusya ve diğer Avrasya ülkeleriyle yakınlaşmasını savunan kişiler. Türkiye'deki Ergenekon ve Balyoz davaları aracılığıyla yürütülen süreç, Moskova'da, ABD tarafından planlanan ve Rusya'yı da hedef alan bir süreç olarak görülüyor ve Kremlin'de tedirginlik yaratıyor.
Türkiye'de son zamanlarda, bir 'Yeni Osmanlıcılık' akımı ortaya çıktı. Türkiye'nin çevre ülkelere müdahalesini savunan bu 'Osmanlıcılık' akımı, Türkiye'ye ABD'den ithal edilmiş bir proje. ABD, Türkiye'ye, 'siz Osmanlı'nın torunlarısınız' diyerek, Türkiye'yi bölge ülkeleriyle, özellikle Suriye'yle savaşa sokmaya çalışıyor.
Kesinlikle Rusya, Türkiye ve İran arasında bir stratejik ittifaka tam destek veriyorum. Bu, üç ülke için de en iyi çözüm.
Ergenekon davasında tutuklanan kişiler, Türkiye’deki ABD karşıtı lobinin temsilcileri. Bu kişiler Türkiye’nin ABD yanlısı politikaları terk ederek, Rusya ile yakınlaşmasını istiyordu. Burada suç unsuru NATO karşıtı olmak. İşte bu yüzden harekete geçen NATO yanlısı güçler, tıpkı diğer Doğu Avrupa ülkelerinde olduğu gibi aktif kişileri toplumdan uzaklaştırmak istiyor.
Kosova ile Türkiye arasındaki stratejik işbirliğini daha da derinleştirmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.
Eğer Türkiye'nin bir bölgesini ayırıp ırkçı bir devlet kurmak peşindeyseniz, Mustafa Kemal'e saldırmanın elbette tutarlı bir yanı vardır.
Eğer Türkiye'de bir din devleti kurmak istiyorsanız, Mustafa Kemal'e saldırmanız elbette ki tutarlıdır.
Türkiye'nin demokrasiyle yönetilen ve çağı yakalama şansına sahip tek Müslüman ülke oluşunda, laiklik ilkesini benimsemiş oluşunun rolü olmadığını söylemeye olanak var mıdır?
Türkiye, yıllardır Azerbaycanlılarla “tek millet iki devletiz” sözünün gereği olarak can kardeşlerimizin sonuna kadar yanında olacağını beyan etmiş olup bunun gereklerini yerine getirmektedir. Millet olarak da dualarımızdan eksik etmemeliyiz…
Bugün maalesef Türkiye’nin yarısı kendisini, kendi ülkesine yabancı hissetmeye başladı. Bu, insanları kendi ülkelerine karşı yabancılaştırıyor. Erdoğan, Türkiye’nin yarısını depresyona soktu.
Türkiye’de Öyle bir yapı kurulmuş ki, pek çok insan konuşmayı göze alamıyor. Çünkü ağzını açıp tek kelime ettiğinde müthiş bir saldırıya hedef oluyorsun.
İdlib meselesi, Türkiye dışındaki ülkelerin talepleri doğrultusunda çözüme kavuşursa (yani, Halep’teki şeyler tekrar ederse), Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarıyla elde ettiğimiz kazanımlar berhava olacak ve yeni bir göç dalgasıyla karşı karşıya kalacağız.
Ben ise dünya içinde, ileriye açık, mazi ile hesabını gören bir Türkiye'nin peşindeyim.
Kim ne söylerse söylesin, hangi basın organında ne yazılırsa yazılsın, bu bizi etkilemez. Türkiye kendi vatandaşlarının hukukunu koruyacak kudrete sahip bir devlettir.