- Henüz kategori yok.
-
Portekiz Ligi'nde Benfica'dan Beklenmedik Puan Kaybı: …07.04.2026
-
İstanbul Bahçelievler'de Otel Odasında İşlenen Kadın C…06.04.2026
-
Balkanlardan Gelen Soğuk Hava Dalgasıyla Türkiye'de Sı…06.04.2026
-
Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü 21 Daimi İşçi Alımı Yapa…06.04.2026
-
MGÜ Bestecilik Bölümü'nün Kapatılma Kararı Gündemde: K…06.04.2026
-
Gheorghe Hagi'nin Romanya Milli Takımı Sözleşme Detayl…06.04.2026
-
23 Nisan 2026 Tatil Durumu: Ulusal Egemenlik ve Çocuk …06.04.2026
-
CHP'de 'Mutlak Butlan' Tartışmaları: Yargı Süreci, Kul…06.04.2026
-
Milli Eğitim Akademisi Ek Atama Sonuçları ve Öğretmen …06.04.2026
-
Survivor Birleşme Partisi'nde Tarihi Buluşma: Deniz Se…06.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#sorumluluk
Terörü lanetlerken, şahsi terör eylemlerimizi yaratmamak lazım. Psikolojik terör de bir terörize etme biçimidir. Herkes düşünerek konuşmalı, yazmalı, sorumluluk sahibi davranmalı artık. Biraz sakinleşmezsek bireylerin ve toplumun iç huzurunu yeniden kurması onlarca yıl alacak. Siyasiler değişebilir ama insanımızın ruhu değişmemeli. Masum şehitlerimizi malzeme yapan leş kargalarına uymayın, içinizi öfke doldurmayın. Şehitler için edilecek bir duanız sosyal medyada bana ya da bir gazeteciye yazacağınız bir küfürden daha çok işe yarar. Hem de biraz olsun içiniz ferahlar.
Küreselleşme bugün tek taraflı kişisel menfaatlere yönelik bir sistemmiş gibi algılanıyor. Halbuki küreselleşme milletlerin birbirlerinden sorumlu olduğu, acılarını ve yüklerini beraber omuzladığı bir sistem olmalı
Haklar; sadece aşırı serbest değilse, görevlerini yerine getirir. Bir inancın bir dogması değil, insanlığın doğal seyri içinde gelişen bir gerekliliktir. Bu sorumluluğu apar topar üstüne alanlar için çeşitli tehlikeleri vardır.
Sonunda annelerimizin sütünden kesilsek, bireysel sorumluluklarımızla yüzleşip büyüsek de toplamda insanlık olarak hiçbir zaman büyümüyor ve “tabiat ana”nın sütünden kesilmiyoruz. Onun sütünden kesilmemiz demek bu gezegendeki varlığımızın sona ermesi demek. Etinden, sütünden, derisinden sonuna kadar arsızca yararlandığımız ve kendimizden aşağı gördüğümüz ineklerle ilişkimiz bunun en somut örneği gibi geliyor bana.
Gerçek demokrasi, hepimizden çok daha büyük bir projedir. Gerçek demokrasi; kişilerden, başkanlardan, hükümetlerden daha büyüktür. Gerçek demokrasiyi yaşatmak için hepimizin sürekli çaba göstermesi gerekmektedir. Bu hepimiz için bir sorumluluk.
Başka birini veya başka bir zamanı beklersek değişim gelmeyecektir. Beklediğimiz bizleriz. Aradığımız değişiklik biziz.
Biz sadece bu ofisin (Oval Ofis) geçici sakinleriyiz. Bu bizi, atalarımızın uğruna savaştığı ve kanını döktüğü; hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı, eşit koruma ve sivil özgürlükler gibi demokratik kurumların ve geleneklerin koruyucuları yapıyor. Günlük siyasetin itici gücü ne olursa olsun, demokrasimizin bu araçlarını bulduğumuz kadar güçlü bırakmak bizim elimizdedir.
Yeni yılın sloganı şöyle olmalı: İyilikler “dua” ve dilemekle hiçbir zaman elde edilemez; Doğru uygulamalar ile kazanılır; Kötülükler de “beddua ve kınamalar” ile giderilemez; Gerekli önlemler ile bitirilir.
Son yıllarda ortaya çıkan, insanlık tarihinin en kanlı cinayetlerini işleyen onlarca dini terör örgütünü, bunların Müslümanlıkla ilgisi yok diyerek üzerini örtemezsiniz.
Dogma sizin dışınızda başka varlıklara sorumlu olduğunuzu, bilim ise insanın kendi vicdanına karşı sorumlu olduğunu öğretir. Dolayısıyla vicdanınızla sürekli baş başa olmanız nedeniyle ahlaksızlıklardan olabildiğince uzak kalmayı başarabilirsiniz. Dogma dışı öğretide günahın sevapla trampası yoktur.
Örtülü ödeneği olan günah çıkaramaz. Hiçbir hükümet bu nedenle biz aldatıldık, farkına varmadık, yanıldık gibi kahve ağzıyla günah çıkaramaz. O zaman halka örtülü ödeneği ne için alıyorsun diye sorma hakkı doğar?
Bilin ki Orhan Pamuk’un ve Etyen Mahçupyan’ın kılına zarar gelirse, baş sorumlular sizlersiniz.
Bir toplumun yaptığına razı olan, onlardan sayılır. Onlardan sayılan her kişinin de iki suçu vardır: O işi işlemek suçu, o işe razı olmak suçu.
Ağzımız kafes, kelimelerse kuş gibidir. Ağzımızı açtığımızda kelimeler birer kuş gibi uçarak kontrolümüzden çıkar.