- Henüz kategori yok.
-
The Traitors Türkiye'nin Gizemli Şatosu ve Yeni Bölüm …03.04.2026
-
Manifest Yıldızları Melissa Roxburgh ve Josh Dallas, '…03.04.2026
-
Jessie Buckley'den İki Yönlü Haber: Yeni Film Projesi …02.04.2026
-
Süper Lig'in 28. Haftasında Kritik Derbilerin Hakemler…02.04.2026
-
Fenerbahçe-Beşiktaş Derbisi Öncesi Kritik Gelişmeler: …02.04.2026
-
Mehmet Ali Erbil'in Annesi Yurdagül Eken 84 Yaşında Ha…02.04.2026
-
A Milli Takım 24 Yıllık Hasrete Son Verdi: 2026 Dünya …02.04.2026
-
ATA AÖF 2026 Bahar Dönemi Sınav Takvimi ve Eskişehir U…02.04.2026
-
Prof. Dr. Bülent Akdoğan'ın Vefatı Tıp Dünyasını Yasa …02.04.2026
-
X (Twitter) Küresel Çapta Kesinti Yaşıyor: Kullanıcıla…02.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#savaş
Beni hor gördüğünüz ve imzalanmış antlaşmalara aldırmadığınız ortadayken, yıllık on bin altın haraç ödemeye nasıl söz verebiliyorsunuz? Şimdi size iki seçenek veriyorum. Hangisini isterseniz seçin: Gereken haracı ödersiniz, ki o zaman aramızda barış olur ya da hemen çeker gider ve ülkenizi bana bırakırsınız!
Düşmandan yüz çevirmek korkaklıktır. Benim ikbalim yücedir. Talihsizlik ise düşmanın nasibidir.
Ayrılıp gitmem mümkün değildir. Ya ben şehri alırım ya da şehir ölü yahut diri beni alır. Eğer imparator ayrılıp gitmek isterse kendisine Mora'yı bırakırım, dostluk antlaşması yaparım, oradaki karındaşına başka bir sancağı veririm. Ama şehire barışla girmezsem, savaşla girersem o zaman onu ve bütün soylu, ileri gelenleri ölümle cezalandırırım, geri kalan halkı köle olarak askerlerime dağıtırım. Bana ıssız da kalsa şehir yeter.
Bir politikacının kafasında doğabilecek en ölçüsüz düşünce, bir halkın başka bir halka kendi yasalarını ve anayasasını benimsetmek için, elinde silahla onun ülkesine girmenin yeterli olacağına inanmaktır. Kimse silahlı misyonerleri sevmez ve doğanın ve sağduyunun vereceği ilk fikir, bu kişileri düşmanlar olarak geri püskürtmek olacaktır.
Kıçlarını yumuşak koltuklara vermişler, ötede boş yere onbinlerce asker ölüyormuş, umurlarında bile değil!
İkinci Dünya Savaşı sırasında faşist rejimlerin çöküşü tehlikeyi azaltmadı: çünkü faşizme yol açan nedenler ortadan kalkmamıştır.
Gayet geniş ve münbit arazileri çopçorak ve tenha bıraktıkları halde, insanların bir karış yer için böyle dehşetle boğaz boğaza gelmeleri ne kadar akla yakın olursa olsun, bence bunun kadar insanların deliliğini ifade eden hiçbir şey yoktur.
Anne, anne, Çok fazla var senin ağladığın gibi, Kardeşim, kardeşim, kardeşim, Çok var uzaklarda senin gibi ölen, Biliyorsun, bir yol bulmak zorundayız, Bugün buraya biraz sevgi getirmek için
Pek aydın milletler, kanlarını, zenginliklerini istedikleri gibi harcama hakkını yeniden elde ederek, yavaş yavaş harbe pek uğursuz bir felaket, en büyük bir cinayet gözüyle bakmayı öğreneceklerdir.
'Savaşta ahlak yoktur' Sizin savaşlarınızda, birkaç dakika içinde binlerce kişi ölüyor.
Biz gazeteciler yeryüzünde güce karşı gerçeği konuşmak zorundayız. Savaş bölgesinden gönderdiğimiz haberler, yazılacak tarihin ilk taslaklarıdır. Dünyaya savaşın korkunçluğunu ve sivillerin çektiklerini gösterebiliriz.
Barış ile kölelik arasında çok büyük fark vardır Barış huzur dolu bir özgürlüktür. Kölelik ise yalnız savaşarak değil ölümü bile göze alarak uzak tutulması gereken her türlü kötülüğün en kötüsüdür.
Gerici olan herhangi bir şey, onunla savaşmazsanız düşmez. Bu aynı zamanda yeri süpürmekle aynıdır, süpürge ulaşamıyorsa toz her zamanki gibi kendiliğinden dışarı çıkmayacaktır.
Kişi savaştan kaçınmak için asla bir karışıklığın sürmesine izin vermemelidir; çünkü savaştan kaçamazsın, kendi zararına ertelersin.
-Tüm suçların en büyüğü, hükümetler tarafından insanlığı yağmalamak, köleleştirmek ve yok etmek için yürütülen savaşlardır.