Kadınların ve çocukların seks köleleri olarak satılmadıkları, seks işçiliğine ya da pornografiye zorlanmadıkları günü hayal edin.
- Henüz kategori yok.
-
Bakan Gürlek'ten 12. Yargı Paketi Güncellemesi: Çocukl…09.04.2026
-
Sürmene'den Burak Yörük ve Erdem Şanlı'ya Anlamlı Hedi…09.04.2026
-
Uluslararası Tepkilerin Ardından Mescid-i Aksa İbadete…09.04.2026
-
Tarsus Ticaret Borsası, Bölge Ekonomisinin Güçlü Aktör…09.04.2026
-
Resmi Gazete'de Yayımlandı: Bekçilik Mesaisine Yeni Sı…09.04.2026
-
Erzurum'da Bahar Sürprizi: Kar Yağışı ve Palandöken'de…09.04.2026
-
TÜRK HAVA YOLLARI (THYAO) Hisseleri: Güncel Piyasa Per…08.04.2026
-
Çorum Bayat'ta 4 Büyüklüğünde Deprem Meydana Geldi08.04.2026
-
AÖF Bahar Dönemi Sınav Sonuçları ve Gelecek Sınav Takv…08.04.2026
-
Serdar Ortaç'tan Duygusal Canlı Yayın: Hayranlarından …08.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#özgürlük
Biz, bütün zulümlerin birbiriyle ilişkili olduğuna inanıyoruz: Bütün canlılar özgür olana kadar, yani kötü muameleden, aşağılanmadan, sömürüden, kirlenmeden ve ticarileşmeden kurtulana kadar, hiçbir canlı özgür olmayacak.
İnsanlar, birleşik eylemle, hükümetleri ortaya çıktıkça ve hükümetin sorumluluğunu üstlenmedikçe, hükümetlerinin onları ele geçirdiğini göreceklerdir. Bağımsızlık ve özgürlük gitmiş olacak ve halk halkı, örgütlü ve bencil bir ilginin bir araya gelmesi için bir ihanet durumunda kendini bulacaktır.
Kötü yasaların iptal edilmesi işi iyi yasaların yürürlüğe sokulmasından çok daha önemlidir.
Felsefe va amacı bakımından Anayasa(1961), Devlet'i "kutsal" sayacak olan 1982 Anayasası'ndan farklı olarak, İnsan ve Birey'i yüce bir değer saymakta, bunların ve Toplum'un hak ve özgürlüklerinin uzlaştırılıp geliştirilmesini ana hedef bellemektedir. 27 Mayıs Hareketi ile bundan doğan anayasanın tarihsel misyonu, 1980 askerî müdahalesinden ve 1982 Anayasası'ndan farklı olarak Devlet otoritesini pekiştirmek değil, özgürlük ve demokrasiyi kurumsallaştırmaktır.
İnsanlar, yaşama ve çalışma şartlarının hakimi değil de tutsağı iseler, o toplumda özgürlük yok demektir. İnsan, yaşama ve çalışma şartlarına yön verecek ve hükmedecek kadar özgür olabilmelidir.
Dışarıda bir mahpus gibi yaşamaktansa, içeride özgür bir insan olacağım. Bu bir tercih meselesidir. Umarım Tanrı bana hep bu tercihi yapacak gücü verir.
Daha açık söylüyorum, vereceğiniz karar şudur: Demokratik bir partinin kanunlara saygılı özgür üyeleri mi olacağız, kapıkulları mı olacağız? Karar sizindir.
Kısacası, devlete diyeceğim odur ki: Zorlamayın, dayatmayın! Çünkü zorla insan ikna edilmez! Düşün insanların da hayvanların da doğanın da yakasından.
Eğitim, çalışma, seyahat, konaklama gibi birçok hakkım ihlâl ediliyor. Son olarak da hesaplarım bloke edildi.
Özgürlüğe giden, işçi sınıfının zaferi ile tiranlığa giden faşistlerin zaferi olmak üzere sadece iki yol vardır. Her iki tarafta kaybedeni neyin beklediğini biliyor. Faşizmi sonsuza kadar yok etmeye hazırız, hatta cumhuriyetçi hükümete rağmen.
İnanıyorum ve her zaman inandım ki, özgürlük anlayışında sorumluluğun varlığı açıktır. Disiplinin kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum, fakat bu, güçlü dayanışma duygularından ve kolektiflik fikrinden esinlenen özdisiplin olmalıdır.
Varoluşun sırrı korkusuz olmaktır. Ne olacağınızdan korkmayın, kimseye güvenmeyin. Tüm yardımı reddettiğiniz an özgürsünüz.
İnsan isimlere, formlara ve maddesel dünyaya bağlanır ve onların zihnin bir yanılsaması olduğunu, zihinde oluştuğunu unutur ve hata yapar böylece zihnin özgürlüğü engellenmiş olur.