Ne düşündüğümüzü bilmek, kendi anlamımızın efendileri olmak, büyük ve ağır düşünceler için sağlam bir temel oluşturacaktır.
- Henüz kategori yok.
-
Otomotiv İhracatı Mart Ayında Azalmasına Rağmen Liderl…07.04.2026
-
Gaziantep Adliyesi'nde Rüşvet ve Uyuşturucu Ağına Büyü…07.04.2026
-
Nilperi Şahinkaya'dan Eski Sevgiliye Milyonluk Vurgun …07.04.2026
-
MEB'den 2025-2026 Eğitim Yılı Yaz Tatili ve Karne Duyu…07.04.2026
-
Trump'ın İran Ultimatumu Gerginliği Tırmandırıyor: Anl…07.04.2026
-
Şampiyonlar Ligi Çeyrek Finali: Real Madrid - Bayern M…07.04.2026
-
Pegasus ve British Airways Seferlerinde Büyük Aksaklık…07.04.2026
-
Elif Karaarslan'dan Trabzonspor-Galatasaray Derbisine …07.04.2026
-
ENPRA Hisseleri Borsa İstanbul PÖİP'te İşleme Başlıyor…07.04.2026
-
T26 Tüneli ile YHT Seyahatlerine Yeni Hız: Bakan Uralo…07.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#düşünce
Orada farkına varılan nokta düşünce eyleminin kuşkunun etkisiyle ortaya çıktığı ve inanca varıldığında son bulduğudur.
Lanet olası beynimde diğer insanların düşündüğü gibi düşünmemi engelleyen bir bükülme var.
Bir şey ters gidene kadar gerçekten düşünmüyoruz, neredeyse farkında değiliz.
İnsanın bedenini ne örterse örtsün, beyninden geçen düşünceler bunlardan geçerek kendisini ifade eder.
Düşündükçe taşındım bambaşka diyarlara, Bir başkadır bambaşka diyarlardan aldığım ilham.
Hasta ile sıhhatli adam arasındaki fark şu: hastanın başlıca kaygısı kendi varlığıdır; sıhhatli adam dış dünyayla uğraşır. Fransız düşünçesi sıhhatli bir çevrede gelişmiştir. Bakışları dış dünyaya çevrili,onu tanımak, onu kavramak ister. Fransız felsefesinin uğraştığı problemler: nazari hakikat, epistemoloji, matematik, psikoloji, sosyoloji. Hasta bir çevrede gelişen Alman düşünçesinin temel kaygısı kendi hastalığı ve onun tedavisidir. Almanya'daki bütün felsefe sistemlerinin hareket noktası ahlak problemidir.
Mukaddime bulutları dağıtan bir rüzgâr. "Scienza Nuova" teolojinin sisleri arkasında çakan bir şimşek. İbn-i Haldun akıl, Vico seziş. İkisi de zirvededir. Tunuslu filozof bir kartal gibi yükselir bulutlara. İtalyan zirveye tırnakları ile tırmanır.
Polemik zekaların savaşıymış. Zekalar birbiriyle savaşmaz. Kinlerin, peşin hükümlerin, gizli çıkarların savaşı, polemik. Eski bir inancı yok etmek isteyen yeni bir düşüncenin savaşı. Ve her mübariz kendi cephesinde muzaffer.
İngiliz hodgamdır. Bir millet değil de bir yığın. Yığın düşünmez, mâruz kalır. Nezleye yakalanır gibi tutulur bir fikre. Ateşi yükselince arslanlaşır, nöbet geçirince her mukaddesi unutuverir.
Düşünceye câzip ve parlak bir biçim vermek küçültür düşünceyi. Büyük yazar içinden gelen sesi olduğu gibi haykırandır. Kelimeleri kullanırken avamın hoşuna gidip gitmeyeceğini düşünmez.
İdeolojiler, uçurumları aydınlatan hırsız fenerleri. İstemesek de onlara muhtacız. Kaosu kozmos yapan insan zekası, tecrübelerini ideolojilerde sergilemiş. İdeolojiye düşmanlık, tek izm’e teslimiyettir: Obskürantizme. İdeolojiler siyaset dünyasının haritaları. Haritasız denize açılınır mı? Ama harita tehlikeli bir yolculukta tek kılavuz olamaz. Pusulaya da ihtiyaç var. Pusula: Şuur. Tarih şuuru, milliyet şuuru, kişilik şuuru.