Bakacağım tek yön önüm, doğru rotayı izler gözüm. Rüzgâra emânet sözüm, hasretlerle yandı gönlüm. Yalnızlığım kalbime zulüm, korkutmakta her an ölüm. Ben bir pembe diziyim, her günüm bir bölüm.
- Henüz kategori yok.
-
Endonezya'da 7.4 Büyüklüğünde Deprem: Tsunami Uyarısı …02.04.2026
-
DNA Kanıtıyla Çözüldü: Ted Bundy, 51 Yıllık Cinayet Do…02.04.2026
-
Mart Ayı Enflasyon Beklentileri ve Kritik Açıklanma Ta…02.04.2026
-
Bodrum Masalı'nın Yıldızı Serel Yereli, Londra'da Sade…02.04.2026
-
TCMB Güncel Döviz Kurları: 1 Nisan 2026 Tarihli Veriler02.04.2026
-
Mart 2026 Enflasyon Verileri Açıklanıyor: Memur, Emekl…02.04.2026
-
A101 2 Nisan 2026 Aktüel Kataloğu: Teknolojiden Ev Yaş…02.04.2026
-
Türkiye 2026 FIFA Dünya Kupası'na Katılmaya Hak Kazand…02.04.2026
-
2 Nisan Burç Yorumları: Yıldızlar Sağlık, Aşk ve Kariy…02.04.2026
-
Ortadoğu'daki Çatışmasızlık İyimserliği Piyasaları Hız…02.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#dizi
Annemle doktora giderken yolda Osman Yağmurdereli bizi görmüş, beni çok sevmiş. Anneme kartını vermiş, setimize gel demiş. Annem de beni sete götürmüş. Sonra Elveda Derken dizisine başladım.
Oyunculuğa başladığım günden beri hiç ara vermeden yaptığım bir şey tiyatro. Onun yanı sıra dizilerde oynuyorum. Bu ikisi birbirine engel değil.
Ben aslında Diriliş Osman'da Yunus Emre yaptık Kut'ül Amare yaptık şimdi Celalettin Harzemşah projesini yapıyoruz Akıncıları yaptık, tarihte yaşanmış bitmiş bir hikaye anlatmadık. Bugün devam eden gelecekte de devam edecek olan bir hikayeye tarih penceresinden bakarak anlatmaya çalıştık.
Hiçbir ülkede de 2 saatlik bir dizi yok, tek bir diziyle 4-5 saat yayın yapan hiçbir televizyon kanalı da yok, bu sadece bizde var.
Kanıt'la birlikte insanların polise bakışı da değişti. 80’li yıllarda insanlar karakolun önünden geçmeye korkuyordu. Ama zamanla polisin daha modern ve cana yakın hale geldiğini gördüler. Ayrıca kendi hakları olduğunu da yine bu tarz yapımlar sayesinde öğrendiler. Bu da polislerin özeleştiri yapmalarını sağladı. İki tarafa da katkısı var.
Dizimizi takip edenler, bana yolda bile Komiser Orhan diye hitap ediyorlar. Bizi dizideki karakterimizle benimsemiş durumdalar.
Dizi izlemedim hiç. Ama Hababam Sınıfı, Adile Naşit’ler; onların ayrı bir tadı var. (...) Dizi izlemememin nedeni beklemekten rahatsız olmakla ilgili. Bende biraz hiperaktivite var. Yürümeyi değil, koşmayı seven insanlar vardır ya, öyle. Reklamlar, sonraki bölüm; öyle şeylere sabredemem.
Eskiden tiyatrolardan dizilere oyuncu bulunurdu. Şimdi dizilerden tiyatroya oyuncu alınıyor. Her şey birbirinin içine geçiyor. Ama tiyatro keyifli bir şeydir. Çünkü tiyatro insanı, insana insanla anlatan yegane sanat dalıdır. Siz insansız film yapabilirsiniz, çizgi filmler vs. İnsansız televizyon programı, konser yapabilirsiniz. İnsan olmadan tiyatro yapamazsınız. İki insan lazım; seyirci ve oyuncu. Dekor, sahne, salon, ışık, kostüm olmasa da olur. Ama seyirci ve oyuncu olmadan tiyatro olmaz. Olmadı. Pandemide denendi. Olur gibi oldu, yapıldı, denendi ama olmadı. O seyirciyi canlı hissetmen gerekir.
Hep şunu söylerim, tarih dizilerden öğrenilmez, mutlaka kitap okunması gerekir. Bizim de içinde bulunduğumuz projeler, diziler kışkırtıcı bir etki yapıyor. Buradan yola çıkarak gençlerimizin tarih kitaplarına, tarihi romanlara yöneldiğini görüyorum. Gençliğin kitap fuarlarına ilgi ve alaka göstermeleri çok sevindirici. Diyarbakır'ı bu açıdan çok zenginleşmiş buldum. Her sene biraz daha gelişiyor, her sene imza saatlerimiz biraz daha da uzuyor. Bu gençliğimizin okuduğunu, kendi tarihini, kadim kültürünü, değerlerini yeniden keşfettiğini gösteriyor. Bu Türkiye'miz açısından da çok müthiş bir zenginlik.