Türkiye'nin içine kapanması, Batı medeniyetini reddetmesi, bir "Taliban rejimi"ne dönüşmesi mümkün değildir.
- Henüz kategori yok.
-
Ortadoğu'daki Çatışmasızlık İyimserliği Piyasaları Hız…02.04.2026
-
Ortadoğu'daki İran Savaşı ABD'nin Küresel Dengesini ve…02.04.2026
-
Kapadokya Tanıtım Serisinde Yeni Dönem: Go Türkiye, Ün…02.04.2026
-
Hapoel Tel Aviv'e EuroLeague'den Ağır Ceza: Playoff Ya…02.04.2026
-
Bitcoin Piyasasında Karışık Sinyaller: Yükseliş Umutla…02.04.2026
-
Ramazan Tetik'in Vefatı Derin Üzüntü Yarattı: Sanat Dü…01.04.2026
-
Marmaray'da Katener Arızası: Seferler Tek Hattan Yapıl…01.04.2026
-
Erzincan'da Yüzeye Yakın 2.8 Büyüklüğünde Deprem: Can …01.04.2026
-
Kandilli Rasathanesi'nin 115 Yıllık İklim Hafızası Yap…01.04.2026
-
1 Nisan 2026 Akaryakıt Zamları: Motorin Fiyatları Yüks…01.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#batı medeniyeti
Rousseau, Condorcet ve Marks gibi birkaç modernist, kalkınma kavramını bütün insanlara faydası olan evrensel bir terim olarak tanımlamış, ama bu denkleme başka türleri katmamıştır. Hiçbiri modern dünyanın insanların kazanımlarının, hayvanların ve dünyanın kaybetmesi pahasına elde edildiği fikri üzerinde düşünmedi. Batı medeniyeti kalkınmayı, milyarlarca hayvanın köleleştirilmesi, sömürülmesi, katledilmesi; doğanın yağmalanıp talan edilmesi yoluyla kendi refahında ve konforunda meydana getirdiği gelişmeler olarak ölçmüştür. Hayvanlar ve ekolojik bakış açısından bakıldığında ise “kalkınma” bir gerilemedir -bu da kürk çiftçiliği, fabrika çiftçiliği, mezbahalar, aşırı nüfus artışı, türlerin yok oluşu, küresel ısınma ve dünyanın giderek kötü bir hal alması gibi korkunç gelişmelerden de alenen belli olmaktadır.
Sınırsız zevklerin dünyası Birinci Dünya ile buna karşı tepki olarak ortaya çıkan köktencilik arasındaki kutuplaşma, günümüzde giderek maddi ve kültürel anlamda varlıklı, uzun ve tatminkar bir yaşam sürmek ile yaşamını aşkın bir hedefe adamak arasındaki çelişkiye karşılık gelmeye başlamıştır. Bu çelişki Nietzsche’nin tanımladığı etkin ve edilgen nihilizmler arasındaki çelişkiye karşılık gelmiyor mu? Bizler Batı’da Nietzsche’nin betimlediği aptalca gündelik zevklere dalmış Son İnsan’ı oynarken, Müslüman köktendinci her şeyini riske eden, kendisini bile yok eden bir savaşa girişiyor.
Batıʼda önce Fransa’da yeşeren ve oradan yayılan laiklik, Rönesans ve Aydınlanma Çağı’nın ürünüdür.
Nasyonal sosyalizm, beraberinde Avrupa kültürünün yeniden şekillenmesini getirse de, Bolşevizm Yahudilerin önderlik ettiği uluslararası insandan daha düşük kişilerin kültürün kendisine savaş ilan etmesidir. Bu yalnızca burjuva karşıtlığı değil, kültüre de karşı olmaktır. Yani son tahvilde kendilerini Yahudi cemaatinde bulan köksüz ve göçebe uluslararası suikastçıların çıkarı için, Batı medeniyetinin bugüne kadar kaydettiği ekonomik, sosyal, devlet olarak, kültürel bütün ilerlemelerin yok edilmesi anlamına gelmektedir.
Akdeniz'de karşımıza dikilen Haçlı/Siyonist ittifakıdır. Ayağımıza dolanan Fransa ve Yunanistan ittifakın sadece görünen aktörleridir. Haçlı Seferleri, Batı'nın genetik ortak paydasıdır. Akrabalık genidir. Batılılar, yeryüzünün en iğrenç ve kanlı barbarlığının adı olan Haçlı Seferleri ile, hiç utanmazlar.... Aleyhinde konuşmaz ve konuşturmazlar....
Batı bilimi devamlı yeni soyutlamalar yoluyla yeni araçlar ve yeni kavramlar yaratır.
Batı medeniyetinin temelinde olan bilgi, doğa, yasa kavramı da Antik Yunan medeniyetinden geliyor.
Osmanlı Devlet'nin iktisadi ve sosyal yapısının bozulması büyük ölçüde Batı kaynaklı olmuştur. Batı'da sömürge ticaretinin uzak denizyollarını kullanarak gelişmesi, ticaret yollarını Osmanlı topraklarından kaydırmıştır ve sermaye birikimi, yeni keşifler, icatlar kapitalizmi güçlendirmiştir.